Bu bir mizah yazısı. Kimse öküz altında buzağı aramasın! Siyasetle uzaktan yakından alakası da yok.
Hani, halk arasında, ‘El deliye, biz akıllıya hasretiz!’ deriz ya, memleket çok şükür kendini akıllı zanneden tımarhaneliklerle dolu.
Hatırlayın, geçenlerde ‘tamirhane mi, tımarhane mi?’ başlıklı bir yazımda, şehrin velilerini, delilerini ve diğer adıyla tımarhaneliklerini ifade etmiş, bizim akıllı siyasetçilere, aklı başında bürokratlara, akil adam denilen sivil toplum kuruluş liderlerine, aklı ve izanı ile hareket eden basın camiasına, velhasılı bu şehrin akıllı, akil insanlar tarafından yönetilmesini, temsil edilmesini istemiştik.
Ama şu huyumuz var, bizim akıllı insanları deli etmek gibi bir hevesimiz, alışkanlığımız varken bu meselede üstümüze yok diyenlerin başında geliriz sanıyorum.
*
Biz bu meselede uzmanlaştık aslında.
Öyle ki, biz bu şehirde ortak ortakla geçinemeyiz!
Öyle ki, oy verdiğimize, seçtiğimize düşman kesiliriz.
Öyle ki, Kardeş kardeşle bir işi sonuna kadar, nihayetlendirene kadar sürdüremeyiz.
Çalışanın, üretenin, istihdam sağlayanın, açıkçası yürüyen atın başına vurma meselesinde doktora yapmış, yüksek lisans edinmiş toplumuz.
Bu şehirde vizyoner, plan ve proje sahibi kimseleri her zaman elimizin tersi ile kenara ittik! Çünkü bizi yönetenler, başımızdakiler ‘biz her şeyi herkesten iyi biliriz!’ avuntusu ve tesellisi içinde iken, beceriksizliklerini, iş bilmezliklerini, çapsızlıklarını, vizyonersizliklerinin üzerini örtme konusunda ciddi bir yarış içine girince, daha da komik duruma düşüyorlar.
*
Deliyi adam etme gibi bir huyumuz yok. Deli der umursamaz, dalga geçeriz hatta, nanik yaparız arkasından, küfretmesinden keyif alır, onu topluma kazandırma, tedavi etme meselesinde kılımızı bile kıpırdatmazken, akıllı insanları deli etme konusunda yüksek lisans sahibi olduğumuzu ne azık ki belirtmemde fayda var!
Kadir kıymet bilme, vefayı hatırlama, yüreklere ve gönüllere dokunma meselesinde bir Gaziantep kadar olamadıysak da, yürüyen atın başına vura vura onu tökezletecek kadar ileri gider, kafayı yiyecek kadar zıvanadan çıkmasını sağlar, en kısa zamanda ve en kısa yoldan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden yer ayırtmaya kadar giderken, kendimizin de delirdiğimizin farkına bile varamayız!
Çünkü bu toplum, akıllıyı bile deli eder!