Takipçilerim, okurlarım bilerek mi yazmamı istiyorlar, yoksa beni gaza getirip ileri geri yazmamdan keyif mı almaya çalışıyorlar, (Yoksa benden bıktılar da içeri tıkılmamı mı istiyorlar, anlamış değilim!) yoksa kişisel yorumlarımı merak edip meseleye sahip olma mı deyim, aydınlanma mı deyim bilemedim, her neyse işte, bu meseleye dair birkaç yazı yazmamı istediler. Olur canım, anan güzel miydi senin?

Fakat samimi, iyi niyetli, düşüncelerimi, yorumlarımı merak ettiğinizi biliyorum. Biliyorum da…

Kusura bakmayın! Ben o topa girmem. Orta sahada top çeviririm, kısa paslarla vakit geçirir, rakibi oyundan düşürürüm, vakit kazanarak takımımın galip gelmesine katkı veririm, ama yine de karşı takımın kalesine şut çekmem, gol atmam!

Es kaza gaza gelsem de, gaza bassam da, yeri ve zamanı geldiğinde, frene basmasını da bilmeyecek kadar akıl yoksunu değilim ve aksini düşünecek kadar da bunamadım!

Korktuğumdan mı, değil. Ne alaka sonra? Feriştahından korkan biri olmadığımı okurlarım, takipçilerim bilir. Demem şu; bu meseleyi zaten ulusal medya gündemden düşürmüyor. Hangi kanalı açsanız, karşımızda bu mesele. Yukarıdan aşağıya Ekrem İmamoğlu, sağdan sola Ekrem İmamoğlu. Korkmuyorum, eyvallah etmiyorum diye de böyüklerin işine karışmam! Onlar her şeyi daha iyi bilirler! Sonra dedim ya, beni yerel ilgilendirir.

Don Kişot’luk yapacak devri, yaşı, heyecanı çoktan geçtik, kapattık o sayfaları.  Sonra mahallenin delisi bir ben miyim?

*

Başka… Başka kim, kimler, ne ve neler ilgilendirir?

Beni, bu şehrin hafızası, yaklaşık bir yıldan beri üstlendiği sorumluluğun hakkını vermeye çalışan, şehri ayağa kaldırma, ihya ve inşa noktasında gecesini gündüzüne katan, özveri ve gayretinden kuşku duymadığım, şehir için çırpınan, yüreğini, mesaisini ve enerjisini ortaya koyan Büyükşehir Belediye Başkanı, kıymetini bilmemiz gereken yerel yönetici Fırat Görgel ilgilendirir.

Beni, bir türlü bitirilemeyen, aha bugün aha yarın denilerek ihmal edilen, senelerdir siyasilerin, belediye başkan adaylarının ve başkanlarının dilinden düşmeyen, muhalefetin bile diline sakız olup siyasi malzeme haline gelen, fakat ve sanki unutulan Türkoğlu-Nurdağı arası sıcak asfaltı ilgilendirir.

Beni, vakti zamanında 25 milyon (devenin hurma sıçtığı vakitler) harcanarak, büyük ümit ve büyük beklentilerle hayata geçirilen, üretim ve imalatların daha çabuk, daha sür’atle Mersin Limanına ulaşmasına vesile olacak, fakat bugün itibariyle ölü yatırım gözüyle bakabildiğimiz, amacından uzaklaşmış Türkoğlu Lojistik Merkezi ilgilendirir.

Beni, hatırlayın, yakın zamanda 8 milletvekili bir araya gelmiş, takım elbiselerini giymiş, gülümseyerek birlik-beraberlik mesajı noktasında beklenen ve özlediğimiz fotoğraf karesine girmiş, fakat heyhat ki heyhat, birbirlerinden kopuk, şehirden kopuk milletvekilleri ilgilendirir. (istisnalar hariç)

Beni, bir siyasi figür olmadığını bağıra bağıra söylediği, yazdığı, siyaseti sevmediği halde, yaptığı tarım işleri ve hayvancılık-besicilik meselesinde çıkar sağladığı iddia edilen, hakikatte iddia ile söylemler ile alakası olmadığı halde sırf yaralamak adına çirkin iftiralarda bulunanlara karşı delikanlıca, dürüstçe, tarım ve hayvancılık konusunda ülkemin tarımına ve hayvancılığına katkı sunan başarılı proje adamı Eşref Şekerli ilgilendirir. 

Beni, ki metropolden gitmek istiyorum şimdilik, seçildiği günden bu yana, ahlaklı belediyeciliğin mimarı, kitabını yazan adam, Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar ilgilendirir.   

Beni, genç, ilçesi için heyecan duyan, model ve modern ilçenin abadı için, eksikliklerinin giderilmesi noktasında teknik ve sosyal belediyecilik tecrübelerini hayata geçirmeye çalışan Hanifi Toptaş ilgilendirir.

Yoksa, bana ne elin beş keçisinden on koyunundan!

*

Diyorsunuz ya CHP olayına değin, eylemlere kafa yor, tutuklanan Ekrem İmamoğlu ve kimin Cumhurbaşkanı olacağına ilişkin iki cümle sarf et!

Hayır canımın içi, hayır şekerim, hayır bir tanem!

Hangi kanalı açsan yorumcuları iktidar kanadı veya muhalif cenah her neyse, bildiklerini, kişisel yorumlarını dillendirirken, yerelin gazetecisi olarak üstüme vazife olmayan işlere karışmam, o işlere burnumu sokmam, yine diyorum, o topa girmem!

*

O haklı, bu haksız bilemem. Bildiğim şey, ülkemi sevdiğim, bayrağıma saygı duyduğum, devletime güvendiğim. Adalete inandığım, hakim ve savcılarımıza güvendiğim… Ötesi fasa fiso!

Diyorum ya, Rabbim devlete-millete zeval vermesin! Israr etmeyin, üzerime fazla gelmeyin, beni de gaza getirmekten vazgeçin.

O topa girmem! Girersem 18 dışından öyle bir gol atarım ki, yılın golü seçilir, şaşırır kalırsınız! Üstelik de bizim takım farklı galip gelir!

Ha, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına sevindim mi, hayır! Aksine, bilakis üzüldüm. Kimsenin acısı, mağduriyeti üzerinden prim yemem, sevinmem!

Memlekette o kadar çok top varken, o topa (meseleye) girmemde ısrarcı olmayın! Gücenirim bakın!

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1560

banner1551

banner1561

banner1552

banner1554

banner1555

banner1556

banner1557