Mahkeme salonlarımızda ’Adalet mülkün temelidir!’ yazar. Bu sözün Atatürk’e ait olduğunu biliriz ama ‘Hayır, aslında Hz.Ömer’in sözüdür!’ diyenler de çıkıyor. Çünkü burada ‘mülk’ kelimesi, ‘Devlet’ anlamında kullanılmıştır. Adaletin olmadığı yerde devlet düzeninin olmayacağını bildiğimiz için, bireyler olarak adalete ve devlete inanmak, güvenmek zorundayız, temel inanç bu olmalı.
Allah Devlete, Millete zeval vermesin!
*
6 Şubat depreminden sonra günlük yaşam dilimize bir de ‘hak sahipliği’ kavramı yerleşti, geldi oturdu.
Demeden makarayı tekrar başa sarmam gerekiyor; birisi işyeri için zemin katı kiralıyor, örneğin hizmet sektörünü devreye sokacak. Ya da mağaza…
Kendine, kendi kafasına, işyerinin hacmine göre tadilat yapıyor. Ya kolan kesiyor, ya kiriş. Alan genişletiyor kendince. Daha çok masa, daha çok müşteri gelsin, niyet bu.
Kiralayan kendini bırakın daireyi, apartmanın, sitenin sahibi zannediyor, kafasına göre tadilat yapıp, işletmenin âli çıkarlarına alet edercesine kestiği kolonların, kirişlerin bir gün ölüm makinesi haline geleceğini bilmeden, müşterilerden, satışlardan gelecek paraya bakıyor.
Denetim de olmayınca, hele işletme sahibi de hatırlı, bizim partiden biri olunca, dokunmayın arkadaşa, bırakın işine baksın!
*
Şu imar affı denen olayı seçim primi, oy devşirme aracı olmaktan çıkartmak, kurtarmak lazım! Depremde binlerce can bu yüzden gitti. Kaçak ve ruhsatsız, üstelik de kalitesiz işçilik ve temelsiz yapılara verilen izin, yani imar affı, birçok kişiye mezar oldu. Gördük, yaşadık bunu.
Depremden çıktık, sağa sola bakın, gezin dolaşın, kaçak ve ruhsatsız yapıların çığ gibi arttığını yazıyor, konuşuyor arkadaşlar.
İmar affının anlamı, bir oy için, tehlikeye, kaçak yapılaşmaya, ruhsatsız yapılara davetiye çıkartma anlamını taşıyor ki, siyasiler ve yere yönetimler bunun kaymağını yediklerini zannetseler de, olan hayatını kaybedenlere oluyor.
Denetlemeyene, ruhsat vermeyene, görmezden gelene, prim verene ceza yok, her zaman olduğu gibi asıl suçlu ölenler olup çıkıyor.
*
Sadece şehir merkezinde değil, özellikle kırsal kesimlerde artan kaçak ve ruhsatsız yapılaşma sürüp giderken yetkililer, denetlemesi gerekenler görmüyorlar, duymuyorlar, aldırmıyorlar, yani amiyane tabirle üç maymunu oynayıp ilmi siyasetin kitabını yazdıklarını zannediyorlar.
*
Biz devlet yaşasın, milletimiz var osun istiyoruz. Adalet mülkün temeli, evet mülk Allah’ın ve biz arsalarımızın, fabrikalarımızın, mücevherlerimizin, arabalarımızın, evlerimizin bekçisiyiz.
Vakit varken uyarıyorum, şu son senelerde pıtırak gibi, mantar gibi çoğalan ‘yapı denetim firmaları’nı denetleyen bir kurum oluşturulsun.
Bizim milleti boş bırakmaya gelmiyor, hemen ve anında istismar!