İşte cevabı; “Kentin sorunları çok, en başta, en önde geleni yol. Komisyonlarda, genel kurulda sürekli gündeme getirdim. Bu projelerde görevler aldığını ifade eden Sivas milletvekili, ulaştırma bakanlığı müsteşarı Habib Soluk ile de görüştüm. Bölge müdürleri ile de bu meseleyi görüşmüştü. Gerek merkezin, gerek ilçelerin ciddi yol problemi var. Örneğin, 20 yıldır süregelen ve İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan Göksun yolu… Ağır tonajlı araçların da geçiş güzergahı… Nereye baksanız berbat ama inkar etmemek lazım, görüyorum, bu bölgelerde yoğun çalışma var. Son dönemlerde Suçatı ve Çağlayana bölgesindeki tünel çalışmaları ağırlık kazanmış. Yeterli midir, hayır. Tünellerle birlikte çalışmalar bittiğinde, ciddi ölçüde rahatlık sağlanacak. Emeği geçenleri kutluyorum. Ancak Suçatı’ndan Maraş’a kadar olan bölüm var ki, (Ilıca tarafına, vadilere, yaylalara gelen çok sayıda misafir, özellikle Gaziantep bölgesinden gelenler) facia… Bir hafta sonu (Pazar günleri) araçların, sürücülerin buralarda neler çektiklerini, bir saatlik yolu birkaç saatte aldıklarını düşünürseniz, yolun önemi daha da ortaya çıkıyor. Rastladım çünkü. Daha çok ödenek aktarılarak bir an önce bitirilmesi sağlanmalıdır. Göksun-Elbistan arası ihale edildi, çalışmalar sürüyor, ancak çalışmaların hızlandırılması gerekiyor. Elbistan-Darıcı-Malatya arası da rehabilite edilmeli. Doğu güzergahı bu tarafa gelirse, ekonomik olur. Yavaş ilerleyen çalışmalardaki makine parkları genişletilmeli, öncelik verilmeli. Kadirli-Andırın-Merkez güzergahı da rehabilite edilse, yararlı olacak. Lakin şunu rahatlıkla söyleyebilirim Kahramanmaraş kamu yatırımları alma bakımından son derece geride.”
Tor, yılan hikâyesine dönen Çağlayancerit yolunu, en verimli ovalardan biri olana Afşin-Elbistan ovasının organik tarım için uygunluğunu, ancak 20 yılda tamamlanan (kanalları hariç. Çünkü birçok noktada kuru tarım yapılıyor) Adatepe barajının bölgeye ve sulu tarıma, tarımsal ürüne olan yararını, Hurman Çayı üzerindeki barajdaki ağır ilerlemeyi de belirtmeden geçemedi. Eklediğinde, “Kahramanmaraş her dönemde AK Parti’ye ciddi destek verdi, Mahir Bey de bakan oldu. Bunun karşılığı, şehre yansıması (yatırım, proje, hizmet anlamında) oldu mu derseniz, hayır.” ifadesini kullandı.
MAHİR VE VEYSİ BEYLERİ ÖNEMSİYORUM
Aynı partide olmasalar da, aynı çatı altında olunca, hele aynı vilayetin milletvekili olunca, sık sık olmasa da arada bir araya geldiklerini belirtmeden geçemiyor Oğuz Tor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü sayın Mahir Ünal’ın mevcut görevini önemsese de, kısa süreli de olsa Kültür ve Turizm Bakanlığından, sayın Veysi Kaynak’ın Başbakan Yardımcılığı görevinden alınışlarını üzüntüyle karşıladığını belirtiyor, Maraş için bir kayıp olduğunu vurgulamaktan geri kalmıyor.
İstişare sünnettir. Bazı sorunlar var ki, tek başınıza yetmeyebilirsiniz. Birilerinin desteğini arkanıza almanız lazım. Konuşarak, diyaloga girerek. Yerel sorunların çözümü için, Maraş için AK Parti milletvekilleri ile görüşüyor, onlarla istişare ediyor muydu? Bilgi alış-verişi yani… En çok kimlerle halvet içindeydi? Sayın Oğuz Tor, bize şunları söyledi; “Her ne kadar partilerimiz ayrı olsa da, Maraş’ın sorunlarında ortak hareket ederiz, zaman zaman bir araya gelir, konuşuruz. 2 komisyonda görevliyim. Özellikle KİT komisyonu çok yoruyor, aynen küçük meclis gibi. Şunu da belirtmem gerekirse; gerek Mahir bey, gerekse Veysi bey olsun, sevdiğimiz, saydığımız arkadaşlarımız, hemşehrilerim. Bakanlıktaki görevlerine ne kadar sevindiysem, görevlerinden alınmalarına da o kadar üzüldüm. Turizm meselesinde çok geri olduğumuzu söyleyebilirim. Bizden ileri giden illere bakıyorum, ki onları potansiyel olarak 3-5 katlar, ancak dağ ve yayla turizmi yanında inanç, doğa turizminden yeteri kadar yararlanamadığını belirtebilirim. Dernekler ve STK’ları var, bunların da devreye girmesi gerek. İktidarın bacasız sektör dedikleri, emek yoğun sektör turizm potansiyelini değerlendirmesi gerek. Bu meselede son sözüm şu; dileğim odur ki, Kahramanmaraş’ın icracı bir bakanlıkla ödüllendirilmesi. Maraş bunu fazlasıyla hak ediyor.”
BÜTÜNDEN KOPANLAR BAŞARILI OLAMADI
Saklamaya gerek yok, Türkiye’de bir Meral Akşener gerçeği, rüzgârı var. Bu rüzgâr her geçen gün de şiddetini artırıyor. Partisi henüz kurulma aşamasında olsa da, Meral Akşener ismi dalga dalga yayılırken, “Ucunda ölümde olsa ben her şeye hazırım!” diyebilecek kadar cesur yürek, kınalı eli işareti, muhtemelen parti amblemi olacak olan Akşener, iktidar ve MHP lideri Devlet Bahçeli dâhil herkese ‘hodri meydan!’ çekti.
Tor, eski yol arkadaşı ve ülküdaşı Akşener için ne düşünüyordu: bakın ne dedi; “Basından takip ediyorum meseleyi. Türk siyasi tarihine baktığınızda, bütünden kopan parçaların başarılı olamadığı gözüküyor. Ancak AK Parti istisna ve hariç. Refah Partisinden koptular, kabul etmek gerekirse, başarılı da oldular. Bunu konjonktüre bağlamak lazım. Örneklemek gerekirse; MHP ile yollarını ayıran merhum Muhsin Yazıcıoğlu, kurduğu partisi ile bir varlık gösteremedi. Siyaseten yıpranan Anavatan’dan, Refah’tan, DYP’den ve CHP’den kopan partilerin ömrü uzun olmadı. Birçok parti kuruldu, geldi geçtiler. Koalisyonlar yaşandı bu ülkede. Ekonomik ve siyasi depremler yaşandı haliyle. Bugün bu küçük, yani bütünden kopan partilerin adını dahi unuttu insanlar. Hükümet olmak kolay değildi. Ülkeyi yönetmek zordur. Cem Uzan, İsmail Cem, Abdüllatif Şener mesela… Ülke içinde yönetimsel anlamdaki bunalımlar, siyasi ve ekonomik krizler peş peşe gelince, 2002’de, AK Parti bu konjonktürde doğdu. Ha, bugün bu konjonktür var mı, yok mu derseniz, olmadığını düşünüyorum. Çünkü tek parti hükümeti var, istediğini yapıyor, istediği kanunu çıkartıyor. Özetle, AK Partiyi konjonktüre bağlamak daha mantıklı olur diye düşünüyorum. Çünkü her yönüyle AK Parti lehine gelişti. O konjonktür yaşanmasaydı, bu gün AK Parti olmayabilirdi…” dedi.
“Yani Meral Akşener’e, kuracağı partiye şans vermiyor musunuz?” şeklindeki ısrarlı soruma gülümseyerek aynı cevabı verdi, “Bütünden kopan parçaların başarılı olduğu görülmemiştir. Ancak bütün gözlerin onun üzerinde olduğunun herkes farkında, nasıl bir parti kuracak, bekleyip göreceğiz.”
KAHRAMANMARAŞ İL KONGRESİ, NE OLUR?
Birdi, ikiydi, üçtü derken bir dördüncü kongreden söz ediliyor. Seçim kurulu ne karar verir, bilemeyiz. Yılan hikâyesine döndü bu mesele. Vatandaş da, delege de yoruldu bu gel-gitlerden. Rayına oturamayan, istikrar sağlayamayan bir il kongresi süreci yaşandı. Adaylar da yorulmuştur kuşkusuz. Milletvekili olarak bir yaptırımı olmuş muydu, ne düşünüyordu. “Birinci kongrede divan başkanı idim. Çok samimi ortamda, iki aday birbirine yakın oy aldı. Üye bazında bazı sıkıntılar olunca, iptaller kaçınılmaz hale gelmiş. Şayet Süleyman Öner açık ara seçimi kazansaydı, Seçim kurulunun iptal edeceğini sanmıyorum. Süreyi doldurmadan veya başka partiden delege olmuş insanların listede yer alması, sıkıntı yarattı haliyle. Adayların iyi niyetli olduğuna inanıyorum. Hepsinin de aklında, fikrinde partiye, şehre hizmet varken, son kongrede bir oy farkla Ertuğrul Doğan kazandı. Yargı ve seçim kurulu kararı ne çıkarsa, saygılıyız. Adaletin kestiği parmak acımaz. Bir partinin üç defa kongre yapması, iptal edilmesi hoş olmadı, biz de üzüldük. Bu, üye kaydederken, delege yazarken, ilçe teşkilatlarının çok ciddi bir çalışma-araştırma içinde olmaları gerektiği gerçeğini ortaya koydu. Hayırlısı, en iyisi beklemek” diye konuştu.
MARAŞ’A NİYE GELMEZ, TELEFONLARA NİYE BAKMAZ!
Kamuoyundaki izlenim, kanaat bu. Oğuz Tor’u en çok yıkan ve üzen mesele bu ki, biraz sitemle başladı cümlelerine. Partisini ve kendisini ekranda vermeyen Aksu Tv’yi eleştirdi. Birkaç cümle de olsa konuşmasını ve görüntüsünü vermeyince, vatandaş da ekranda dahi vekilini göremeyince, ortaya konulan ‘gelmiyor, gitmiyor’ algısını yıkmaya çalışıyor olabildiğince… Telefonlara bakmıyor iddiası, eleştirisi… Bu iki meseleye verecek cevabı neydi, onu sordum; “Eleştirileri saygı ile karşılıyorum. MHP’nin nihayetinde bir milletvekili var. Maraş geniş bir alan. AK Parti ile mukayese ediyorum, bazı AK Partili arkadaşların çoğu evi Maraş’ta. Oysa ben 41 yıldır Ankara’dayım. O arkadaşlarımızın memleketlerinde kalmaları, insanlarla buluşmaları daha rahat, kolay. Onlar Ankara’da misafir gibi, daha çok Maraş’talar. Benim evim Ankara’da. AK Partililer nöbetleşe geliyorlar, neticede 7 kişiler. Birçok etkinliğe katılıyorum, üzüldüğüm nokta şu, bir televizyon kanalımız var. Babam çok yaşlı, bir etkinliğe katıldığımda, ‘acaba ekranda görür müyüm?’ diye bakıyor, maalesef göremeyince üzülüyor. Aksu bize ambargo koymuş durumda. Şehit cenazelerinde bile, katılımcıları sayarken, adımız dahi geçmiyor. Offroad yarışmasına katılan tek siyasi olduğum halde, akşam baktım, ne görüntüde, ne röportajda çıkmadık. Vatandaş ekranı izliyor, göremeyince, gelmedi gibi algılanıyor. Oysa yanlış. Düğünler, cenazeler veya başka vesilelerle bir ayda 5 kez geldiğim bile oldu. Bunun sıkıntısını yaşıyorum. Maraş büyük coğrafya, katılsanız bile gelmedi gibi algılanıyor. En son bayramlaşma yapıldı, parti olarak katıldık. Aksu Tv’de ‘Oğuz Tor da katıldı’ denilmiyor. Maraş’ta siyaset Mahir bey üzerinden yürütülüyor. Duam şu; Maraş ne zaman milletvekili sayısını bir yapar, iki yapar, üç yapar, dört yapar, o zaman daha çok vatandaşla yüz yüze gelinir diye düşünüyorum.”
CENAZELERDE, ŞEHİT AİLELERİ ZİYARETTE, DÜĞÜNLERDE HEP MARAŞ’TA OLDUM.
Eklediği bir başka gerçek şu; İl teşkilatı, sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içinde olup, basın da dahil olmak üzere, kentin sorunlarını içeren sempozyumlar düzenlerler, etkinlikler tertip ederler, bizi de davet ederler, geliriz. Sayının önemi büyük. AK Parti’nin 316 milletvekili var. (Meclis başkanı hariç) meclis çatısı altında, toplantı yeter sayısına bakıldığında, bunun 100’ü üzerinde vekili katılmıyor ama fark edilmiyor, belli bile olmuyor. Oysa biz 40 kişiyiz. Daha çok parlamentoda günümüz geçiyor. Bir şehit cenazesine geldim Maraş’a. Bizim İdare Amiri Erkan Akçay, ‘Oğuz bey, seni yok yazdım’ dedi. Nedenini sordum, ‘mecliste yoktun’ cevabını verdi. ‘Gurup başkanvekilimizden izin aldım, şehit cenazesine katıldım’ dedim, ‘olsun gene de yok yazdım’ dedi. Yani mecliste bir milletvekilinin olmayışı bile dikkat çekiyor, fark ediliyor. Sayının az olmasının menfi etkileri var. Telefon konusuna gelince, yoğunum. Biriyle konuşurken çok sayıda telefon geliyor. Bakıyor meşgul, bir daha aramıyor. İsim olarak çıkan veya çıkmayanları mutlaka arıyorum. İlla ki benimle görüşmek istiyorlar, oysa sekretaryamız var. Peş peşe aranınca, telefon meşgul olunca, arada irtibatsızlık, kopukluk oluyor. O zaman şunu diyorum; vatandaş da üzerine düşeni yapsın, sayısını 2, 3, 4 yapsın!”
Sayın Oğuz Tor’a bu keyifli röportaj için teşekkür ediyoruz.
Ve bir Meral Akşener gerçeği vardı, tabanda karşılığı falan. Bunu atlayamazdık.