Bu bayrama bizim millet çörek bayramı der. Şeker bayramı diyen de çok. Ancak 30 günlük ramazan, yani orucun ardından, nefis terbiye edilmiştir, beden rahatlamıştır, bayram da oruç tutanların hakkıdır.
Rabbim öyle emretmiş, öyle buyurmuş!
Allah nice ramazanlara, nice bayramlara eriştirsin bizleri.
Dikkat ederseniz, birçok iftara katılmama rağmen iftar ve sahur programlarına dair yazı yazmadım. Bir prensip meselesiydi.
Ancak ve lakin, istisnalar kaideyi bozmuyor.
Ramazan’ın son haftasında, Şairler Tepesi’nde sahur programına katıldık. Uzun uzun kimlerin katıldığını yazacak değilim. Ama baş aktör sayın Vahit Kirişçi ve Fırat Görgel.
AK Parti İl Başkanlığının düzenlediği sahur programında basın mensuplarıyla bir araya gelen siyasiler ve başkanlar, bir yılın değerlendirmesi ardından gelecek için ümit dağıttılar, pembe tablo çizdiler, geleceğe dair kaygılarımıza son verdiler, umut dağıttılar.
Abi olmayı başaramazsa da çaba harcayan Vahit Kirişçi, lokomotif görevini yaptı o gece, yapılan, yapılacak ne varsa hepsini anlattı, sorulara içtenlikle cevap verirken, zor ikna edilen beni bile ikna etti.
Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel de öyle.
*
Yalnız, programı olsa da milletvekili Mevlüt Kurt’un bir an önce ayrılmak istemesine, kaçmak istercesine acele etmesine anlam veremedim. Sevgili Kurt, madem başka programların var, katılmazdın, olur biterdi.
Hepimizin de makul veya mantıklı mazeretleri olabiliyor. Biz de hoş görürdük, köklü düşüncesiz değildik yani.
Ateş almaya gelmiş gibiydin, telaşlıydın. Hele hele Elbistan ile ilgili sorulara cevap verirken bile tedirgindin, niye acaba?
*
Başkan sayın Fırat Görgel ve sayın Vahit Kirişçi, şehrin geleceğine yön verecek projelere dair değerlendirmelerde bulunurken, basın mensuplarının sorularını da samimiyetle cevapladılar. İkna olan olur, olmayan olmaz, kimseye silah dayatacak değilim de, ben o sahur programını anlamlı ve zamanlı buldum.
O gece neler konuşulmadı, söylenmedi ki. Programın moderatörü Vahit Beyin hafızasına bayıldım. Tarihleri, isimleri, olayları sanki dün yaşanmış gibi gözümüzün önüne serdi. Şehrin hafızası olamasa da konulara hakim bir siyasetçi profili çizdi.
Başkan Fırat Görgel, önemli müjdeler paylaştı. Başkan Görgel, “Maraş her geçen gün daha da iyiye gidiyor. Bugün burada bir müjdeyi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak projelerini hazırlayıp Karayolları Genel Müdürlüğüne sunduğumuz Sümbüllü Kavşağı – Batı Çevre Yolu Bağlantı Projesi ile Sanayi Kavşağı Projesi’nin ihaleleri tamamlandı. Bayram sonrası inşallah sözleşmeler imzalanacak ve kısa sürede yapım çalışmalarına başlanacak. Toplam 1 Milyar TL’lik yatırımla hayata geçirilecek projelerin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.
Bak, bu projeler alkışlanır işte! Şu sıralar en çok ihtiyaç duyduğumuz ve hasret kaldığımız projeler ki, emeği geçenleri kutluyoruz!
*
Bereket versin her iki değerli insan basın mensuplarının hakkını teslimde sıkıntı çekmedi. Bizim görevimiz toplum ile yöneticiler, siyasiler arasında köprü olmak, toplumu doğru bilgilendirmek.
Biz de istiyoruz şehrin daha ileri noktalara taşınmasını, biz de istiyoruz şehrin bir an önce ayağa kalkmasını, ihya ve inşa olmasını, biz de istiyoruz stadyumlara (17.500 kişilik. İhalesi bekleniyor), yeni kavşaklara, alt-üst geçitlere kavuşmayı.
Şu raylı sistem çok yazılsa, çok konuşulsa, trafikte tıkanan damarları açabilse de, pek ümitli değilim. Bir kere, coğrafya olarak şehir buna müsait değilken, bereket versin o gece arkadaşlarımız hızlı trenin akıbetini sormadı.
Çünkü, olmayacak, gelmeyecek duaya amin demenin bir faydası yoktu, olmayacaktı.
Ha, olursa, gelirse kötüsü mü olacaktı, tabi ki hayır. Gönül kârda gezer derler ya, keşke olsa da biz de ulaşımın nimetinden, imkanından, konforundan yararlanabilsek.
Ama hayat hep keşkelerden ibaret değil işte!
Ancak ve fakat, şayet Fırat Görgel Başkanım bu ideal projeyi hayata geçirsin, emekli maaşımla heykelini yaptırmazsam namerdim. İnşallah dönemi içinde bu projeyi hayata geçirir. Zaten projeler de teslim edilmiş.
*
Bir de, şu bayram kutlamasını bir gün önceye almanıza anlam veremedim. Acaba bayram namazı kılmadan kutlamakla daha çok mu sevaba giriyorsunuz, bu dâhiyane kararı alırken müftü beye danıştınız mı?
Hani gelenek, hani kutsiyet nerede kaldı? Bu
Başka sorum yok hakim bey!
Namazı kılınmadan kutladığınız bayramınız kutlu olsun!