Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanıvermiş. Bir de bakmış ki, yanındaki sepet bomboş, şapkalarda gitmiş. Bir de kafasını kaldırıp ağaca bakmış ki, ağcın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları…
Adam düşünmeye başlamış.
“Ben şimdi ne yapacağım, şapkaları bu maymunlardan nasıl alacağım!...”
Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken, bir bakmış, maymunlar da adamın taklidini yapıyorlar kafalarını kaşıyorlar. Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da aynısını yapmışlar.
Derken adam ne yapacağını buluvermiş. Kendi başındaki şapkasını çıkartıp yere atmış, tabi bunu gören maymunlar da kafalarındaki şapkaları hemen yere fırlatmışlar. Adam böylece bütün şapkaları toplayıp sepetine koymuş.
*
Aradan seneler geçmiş. Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava yine sıcak ve genç adam bir ağacın altına oturunca, uykusu gelmiş. Sepet de yanında. Bir saat sonra uyandığında bakmış ki sepet bomboş.
Yine altında uyuyakaldığı ağacın tepesinden garip sesler… Yine maymunlar, yine kafalarında şapkalar.
Genç adam düşünmüş; “Dedem seneler önce bana bir hikâye anlatmıştı, ne yapacağımı çok iyi biliyorum, onun taktiğini uygulayacağım” diye geçirmiş aklından.
Tutmuş kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar aynısını yapmış. Genç adama ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da ellerini kaldırmış ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkartıp yere fırlatmış.
O sırada maymunlardan biri ağaçtan inmiş, adamın yere attığı şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şunu söylemiş;
“Senin deden var da bizim yok mu?”
*
Son söz, siz siz olun, maymunlarla bilmem ne yarışına girişmeye kalkışmayın! Çünkü memlekette maymun çok!
Aman, dikkat!