Birkaç sene sonra koltuğu bıraktığında dün çulsuz dediğin, herkesin ‘gariban adamdı, yoksuldu, yoktu’ dediğin kişi, göv göv zengin olmuş.
Malı götürmüş!
Birilerini mi çarpmış, iş takibinde mi bulunmuş, hazine mi bulmuş, banka mı soymuş, başkalarının parasının üstüne mi yatmış, bir anlam veremiyorsun.
*
Babadan dededen kalmadıysa, adam giriyor bir partinin kapısından içeri, (merhum Kemal Sunal’a rahmet olsun!) bin bir dümenle, alavere-dalavere ile köşeyi dönmüş. İster şimdikilere bakın, ister geçmişte siyasi partilerde başkan adı altında görev yapmış kimselere…
Siyasi güçlerini kullanmışlar, rant peşinde koşmuşlar… Basamak olarak kullanmışlar siyaseti.
İş takibi yapmışlar Ankara’da örneğin…
*
Kahve köşesinden geldiği için işi gücü yoktu düne kadar, bir yerde kıytırık da olsa bir görev edindiyse, bunu çıkara tahvil etmekte üstüne yok insanların, eh, Allah da verdikçe veriyorsa, tutmayın adamımı, bırakın o da yesin, o da zengin olsun!
İşleri açılsın, ihaleler gelsin, işe girmedik ne kadar kayınço, baldız, bacı, erkek birader, yeğen, enişte varsa zaten iş de hazır. Yiyin efendiler yiyin, bu iştah varken sizde, durmak yok, yola devam…
vler, arabalar…
Maşallah deyin de nazar değmesin tosuncuk’larıma…
Yiyen de ölüyor, yemeyen de nasıl olsa!!!